Antalya EMO 17. Genel Kurulu Yapıldı

EMO’da 17. Seçim Bitti

Son dokuz dönemin yönetim kurulu listesi seçimle birlikte şöyle güncellendi. İlk 16 dönemin tablosuna şu sayfadan erişebilirsiniz.

11 Ocak: Oylama sonucunda seçmenler, turuncu listenin şubeyi iki yıl süre daha yönetmesini uygun buldu. Tüm turuncu liste adayları seçildi ve Ankara’da yapılacak genel kurulda 39 delege, Antalya şubeyi temsilen oylarını kullanacaklar.

Delege seçimi sonuçları 770’e karşı 233 oy olarak açıklandı (3401 şube üyesi bulunduğundan seçime katılım oranı %30 oldu). Turuncu listenin üst üste dokuzuncu kez başarılı olmasında örgütlü çalışması dikkat çekti. Özellikle sandık numaraları büyüdükçe mavi liste desteğinin azaldığı, gençleri sandığa çekmekte Tat ve ekibinin mahir olduğu görüldü. Ahmet Aydın, Alper Gül, Ferhat Yamak şube denetçisi seçilirken genel merkez asil delege listesi şöyle.

2026 EMO Genel Kurulu Antalya Delegeleri

Antalya 17. Dönem seçim delege sonuçları

10 Ocak: Adaylar netleşti. İki dönemlik aranın ardından alternatif listenin de olduğu bir seçim yapılacak. Genel Kurul, tansiyonun zaman zaman yükselmesine rağmen medeni bir ortamda yapıldı. Listelerden birinin 10 dk. gecikmeli teslim edilmesi üzerine, Antalya OSB Müdürü İlhan Metin‘in Divan Başkanı İbrahim Koru’ya hitaben “Sayın Başkan daha ne kadar bekleyeceğiz, gece yarısına kadar burada mıyız?” demesi genç üyeler arasında şaşkınlığa yol açtı. İbrahim Kücü ve Rüştü Bekdikhan en çok söz alıp önergeler üzerine konuşma yapan üyeler oldular. Bekdikhan, toplantının medeni ortamına teşekkür etti ve rekabet olmayan seçimlerin Antalya’ya yakışmadığını söyledi.

AÜ Rektör Yardımcısı, EMO üyesi Şükrü Özen, Tat listesinden merkez delegesi adayı gösterildi.

Ayhan Dolanay ile başlayan mavi liste (yönetim kurulu asil adayları)

  • Ayhan Dolanay
  • İrfan Kuruüzüm
  • Ahmet Buğacı
  • Hasan Göl
  • Kerem Zorlu
  • Zeynep Kaftıoğlu
  • Mehmet Kurubaş

Şaban Tat ile başlayan mevcut yönetimin asil yönetim kurulu turuncu aday listesi:

  • Şaban Tat
  • Durali Çakır
  • Emre Eke
  • Seyit Çağrı Yıldırım
  • Burcu Bankoğlu
  • İbrahim Kaymaz
  • Gürkan Bulut

Meslek Odaları ve İdeoloji

‘Sol’ ve ‘sağ’ terimlerinin ilk kez Fransız Devrimi sırasında ortaya çıktığı kabul edilir. Ulusal Meclisin açılışında üyelerden rejimi destekleyenler, kürsüden bakılınca sağa; devrimi destekleyenler sola oturduğunda, ayrım doğar. Milletvekillerinden Baron de Gauville‘in sözleri önemlidir. “Birbirimizi tanımaya başladık. Dine ve krala sadık olanlar, karşı cenahtaki coşkulu kalabalığın serbestçe haykırışlarından, güya edepsizliklerinden kaçınmak için kürsünün sağına yerleştiler.”

5 Mayıs 1789’da 16. Louis huzurunda açılan Fransa Meclisi

Sağ ve sol kavramlarının ne kadar tesadüfen doğduğunu görüyoruz. Başlangıçta ortada derin ideolojik manifestolar değil, düzeni korumak isteyenlerle düzeni dönüştürmek isteyenlerin doğal bir ayrışması varmış. Sağ, zamanla geleneği, hiyerarşiyi, mülkiyeti ve sürekliliği temsil ederken; sol, eşitliği, dönüşümü, kamusal faydayı ve sorgulamayı savunan bir çizgiye evrilir. Bu ayrım, modern siyasetin ana eksenini oluşturur. Bu noktada, siyasetin orta sınıfla ilişkisini iki bin yıl öncesinden kuran bir düşünürü hatırlamak öğreticidir: Aristoteles. Politika adlı eserinde Aristoteles, sağlıklı bir toplumun ancak güçlü ve bilinçli bir orta sınıfla ayakta kalabileceğini söyler. Ona göre ne aşırı zenginler ne de aşırı yoksullar erdemli bir siyasal düzen kurabilir. Zenginler kibirli ve buyurgan olmaya, yoksullar ise bağımlı ve tepkisel davranmaya meyillidir. Bu iki uç arasında dengeyi sağlayan, mülkiyeti olan ama iktidara bağımlı olmayan orta sınıftır.

Aristoteles için siyaset, profesyonel politikacıların işi değildir; toplulukta yaşayan her yurttaşın sorumluluğudur. Orta sınıfın siyasetten çekilmesi, alanın ya oligarşiye ya da tiranlığa terk edilmesi anlamına gelir. Bu nedenle “siyasete bulaşmamak”, Aristoteles açısından bir erdem değil, bir ihmaldir. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez; bilinçli yurttaş çekildiğinde, güç tutkusu olanlar o boşluğu mutlaka doldurur.

Bugün ülkede maalesef orta sınıfın erimesi konuşuluyor. Mühendisler günümüzün orta sınıfıdır, ne doğrudan iktidar sahibidirler ne de bütünüyle güçsüz. Bilgiye, mesleki itibara(?) ve toplumsal sorumluluğa sahiptirler. Bu yüzden seçimlerden uzak duran, “bana dokunmasın siyaset” diyen mühendis, yalnızca kendi hakkından değil, mesleğin kamusal niteliğinden de vazgeçmiş olur. Bu vazgeçişin sonucu ise kaçınılmazdır: Kararların başkaları tarafından alınması. Ülkenin geldiği durum geri dönülmez noktayı geçiyor bile olsa Gazi Ata’nın “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim” deyişi akıldan çıkarılmamalıdır.

Antalya seçmeninin pragmatist olduğu, belediye seçimlerinde salınımla, bir sağ bir sol partilerin kazandığı söylenir. Böcek bir istisna olsa da onun da ideolojik olarak git gelleri olduğu eleştirileri yapılır. Peki EMO siyaseti? Antalya’nın pragmatizmiyle paralel midir? Ankara’dan bakınca “Mesleki Birlik” olarak göründüğü söylenir (Koru Başkan, zamanında kahraman(!) ilan edilmiştir denir). Koru’dan sonra, Dolanay’ın CHP’den aday adaylıkları bilinir. O halde “demokrat” kanat Koru ve Dolanay’la birlikçileri yenmiştir denebilir mi? Peki Metin dönemi? Rövanş mı? Sentez mi? Orta yol mu?

Oy sahibi mühendis büyük resme bakacak. Genel muhasebesini yapacak. “Hangi düzenin sürmesine katkı sunuyor olabilirim?”, “Sessizliğim kimin işine yarıyor?”, “Meslek odam gerçekten benim odam mı?”

Sonuçta siyaset, ahlaktan bağımsız değildir; etik, siyasetten azade olamaz. Mühendislik yalnızca hesap yapmak değilse, hayat da yalnızca bireysel tercihlerden ibaret değildir. Tarafsızlık çoğu zaman güçlüden yana sessiz kalmanın başka bir adıdır. Ve insan, er ya da geç, kendi sessizliğinin sonuçlarıyla yüzleşir. Mesele, bu yüzleşmeyi bilinçle mi yoksa pişmanlıkla mı yaşayacağınızdır.

Kendinizi sağcı zannederken öyle olmadığınızı farkettiren yıllar yaşanıyor.

  1. Link ↩︎

Merkez Bizi Duyuyor mu?

Meslektaşlardan şunu sıkça duyarız. “Ankara’da, meslek odaları merkezlerinde belli etkili gruplar vardır, ‘marjinal’, ‘etnik’, aşırı özgürlükçü, realiteden kopuk, ‘devrimci’ topluluklar oda siyasetinde baskınlar.” Delege seçilerek Ankara’da oy atmaya giden meslektaşlardan oradaki havayı anlatmalarını istemelisiniz.

Sulzer buhar makinesi ve Brown-Boveri alternatör (1901) Mulhouse Electropolis Müzesi

2025’te merkez pek bir karışmış görünüyor. İstanbul şubede, yönetime seçilen 14 kişiden sekizinin istifası ile yönetimin düştüğü iddia edilmesine rağmen görevde olması. EMO merkezden bazı ücretli çalışanların işten çıkarılması. Frekans grubunun Ankara şubeyi kazanmayı gelenekselleştirmesi, tartışmaları büyütmüş görünüyor. 17.06.2025’te dokuz EMO genel başkanının yayımladığı yazıya, yine bir eski genel başkan Gazi İpek yanıt vermiş. Yazıları bağlantılara aldık, merak edip zamanı olanlar mutlaka okumalıdır. Demokrat gruplardan Mühendis Meclisi‘nin web sitesi, güncellemeleri yayınlamaları açısından faydalı görünüyor.

DDP (Devrimci Demokrat Platform) grubu diğer demokrat gruplar tarafından eleştiriliyor. İstanbul’da altı kişi ile yönetimin sürdürülmeye çalışılması hukuksuz bulunuyor. Karşı açıklamaların altında imzası bulunan grupları buraya alarak merkezde etkin grupları tanıtmayı sürdürelim. Bazılarının siteleri var ve bağlantıları eklenmiştir. Soldaki ‘çok sesliliğin’ kakafoni mi modernlik mi olduğu, koalisyonların ‘tu kaka’ veya ‘Avrupai’ mi olduğu tartışmasını okuyucuya bırakalım.

‘Demokrat’ grupların, sağcılıkla ve rejime yakın olmakla itham ettikleri, Ankara şubeyi üst üste kazanan Frekans Grubunu tanımak isteyenler için de bağlantı vermeyi unutmayalım.